top of page

Sorunlarım Var

Sorunlarım Var
00:00 / 01:04

“Sorunlarım var” dediğimde,

aslında tek tek sorunlardan söz etmiyorum.

Bir liste yapmıyorum.

Bir neden aramıyorum.

Bu cümle,

bilincin zamanda olduğunu haber veren bir cümledir.

Sorun, dışarıda bir şey değildir.

Sorun, yaşanan bir olay da değildir.

Sorun, bir duygu da değildir.

Sorun,

bilincin gördüğüyle özdeşleşmiş olmasıdır.

Bu özdeşleşme başladığında,

korku bir duygu olmaktan çıkar, ben olur.

Kaygı bir düşünce olmaktan çıkar, ben olur.

Değersizlik bir his olmaktan çıkar, ben olur.

Artık “korku var” denmez,

“ben sorunluyum” denir.

Bu noktada bilinç,

tek tek yükleri ayırt edemez.

Çünkü yükler ayrışmamıştır.

Hepsi tek bir ağırlık hâline gelmiştir.

Bu yüzden “sorunlarım var” diyen kişi,

aslında bütün yükleri birlikte taşır.

Ama hiçbirini ayrı ayrı göremez.

Burada çözüm aranmaz.

Çözüm aramak da zamansal bir harekettir.

“Nasıl kurtulurum?” sorusu,

bilinci yine yüklerin içine yerleştirir.

Bu metin bir çözüm sunmaz.

Bu metin bir yol öğretmez.

Bu metin yalnızca şunu yapar:

konumu görünür kılar.

Bilinç yerini fark ettiğinde,

“sorunlarım var” cümlesi kendiliğinden çözülür.

Yerine başka bir cümle geçer:

“Şu an bazı yükler görünüyor.”

Bu cümlede hâlâ yükler vardır,

ama artık ben değildirler.

Görünen şey, taşınmaz.

Görünen şey, yük olmaz.

Sorunlar ortadan kalkmaz.

Ama sorun olma hâli biter.

Çünkü sorun,

hiçbir zaman fenomenlerde değildi.

Sorun,

bilincin nerede durduğundaydı.

Mahmut Turut

2026

bottom of page