Soyutlama Aklın İşidir; Bilinç ise Soyutlamanın İçinde Kaybolmamayı Sağlar

İnsan dünyayı yalnızca duyularla algılayan bir varlık değildir. İnsan aynı zamanda gördüklerinden anlam çıkarabilen, farklı olaylar arasında ilişki kurabilen ve bu ilişkilerden kavramlar oluşturabilen bir varlıktır. Birçok farklı masa görüldüğünde bunların ortak yönünü kavrayıp “masa” kavramını oluşturmak, farklı davranışları gözlemleyip “adalet”, “iyilik”, “saygı” gibi soyut kavramlar ortaya koymak insanın sahip olduğu soyutlama yeteneğinin sonucudur.
Bu yetenek aklın işidir.
Akıl, algılanan şeyleri bir araya getirir, karşılaştırır ve ortak yönlerini yakalayarak kavramlar oluşturur. Böylece insan yalnızca tek tek nesneleri değil, o nesnelerin arkasındaki genel anlamları da kavrayabilir. Bilim, matematik, felsefe ve kültürün büyük kısmı bu soyutlama yeteneğinin ürünüdür.
Fakat insan yalnızca kavram üreten bir varlık değildir. İnsan aynı zamanda bu kavramlarla ilişki kurar, onlara değer yükler ve zaman zaman onların içinde kaybolabilir. İnsan oluşturduğu fikirleri mutlak gerçek gibi görebilir, kendi düşüncelerini kimliğinin bir parçası haline getirebilir ve bu düşünceleri korumak için çaba gösterebilir. İşte bu noktada zihnin ürettiği soyut yapılar insan için bir yük haline gelebilir.
Bilinç burada farklı bir rol üstlenir.
Bilinç kavram üretmez, soyutlama yapmaz ve yeni anlamlar oluşturmaz. Bilinç olanı fark eder. Zihnin ürettiği düşünceleri, kavramları ve anlamları da görebilir. Bu nedenle bilinç yerinde olduğunda insan düşünceler üretmeye devam eder, kavramlar oluşturmaya devam eder; fakat bu kavramların içinde kaybolmaz.
Bilinç yerinde olmadığında ise insan çoğu zaman zihnin kurduğu soyut dünyayı gerçekliğin kendisi gibi yaşamaya başlar. Fikirler, değerler ve kavramlar insanın kimliğine dönüşebilir ve bu durum zamanla yük oluşturabilir.
Bu yüzden soyutlama insanın üretim gücünü gösterirken, bilincin yerinde olması insanın bu üretimlerin içinde kaybolmamasını sağlar.
Akıl soyutlar ve anlam üretir.
Bilinç ise bu anlamların ortaya çıkışını görebilir.
İnsan düşünceler üretir, kavramlar oluşturur, dünyayı anlamlandırır; fakat bilinci yerinde olduğunda bütün bunların arasında kaybolmadan yaşayabilir. Çünkü bilir ki üretilen her kavram zihnin bir üretimidir ve ortaya çıkan her düşünce görülebilir bir fenomendir.
Bu nedenle insan için denge noktası şurada ortaya çıkar:
Soyutlama aklın işidir; bilinç ise soyutlamanın içinde kaybolmamayı sağlar.
Mahmut Turut 2025