Taşıma ve Seyir Yaşamı

Zihin, olana yargılar yükler.
Bu yargılar, olanın kendisi değildir;
olan hakkında üretilmiş zihinsel katmanlardır.
İyi–kötü, doğru–yanlış, olmalı–olmamalı gibi ayrımlar
olanın üzerine giydirilen temsillerdir.
Bilinç, bu yargıları olan zannettiği anda
özdeşleşme başlar.
Özdeşleşilen şey olan değil,
olan sanılan zihinsel yapılardır.
İşte bu noktada yük oluşur.
Bilincin taşıdığı bu yükler,
bilincin gerçek olanı fark etmesini engeller.
Görülen artık olan değildir;
olanın yerine geçen anlatıdır.
Bilinç taşır, zihin merkez olur,
hayat yaşanmaz; taşınır.
Bu hâl taşıma yaşamıdır.
Taşıma yaşamında bilinç vardır,
ama seyir yoktur.
Zaman ağırlaşır,
olan arka plana düşer,
hayat hikâyeye dönüşür.
Seyir yaşamı, yükün kalkmasıyla başlar.
Ama yük, zorla bırakılmaz.
Yük, taşınanın gerçekten olan olmadığı
fark edildiği anda düşer.
Bu fark edişe farkındalık denir.
Farkındalık olduğunda
bilinç aradan çekilir.
Zihin üretmeye devam edebilir,
ama merkez olmaz.
Yargılar gelir geçer,
özdeşleşme kurulmaz.
İşte bu anda
olan, olduğu gibi görünür.
Taşıma sona erer.
Seyir başlar.
Seyir yaşamı,
bilincin gerçek olanla karşılaşmasıdır.
Yeni bir şey eklenmez;
yanlış yerde kurulan bağ çözülür.
Geriye, baştan beri var olan kalır.
Mahmut Turut-2026