top of page

Taşıyıcılık ve Seyircilik: İnsanın İki Hâli

İnsan için olan vardır, bilinç vardır.

Olan değişmez; değişen, bilincin nerede bulunduğudur.

Bilinç, bulunduğu yere göre olanla farklı bir ilişki kurar. Bilinç zamansal bir konumda bulunduğunda, yani fenomenlerin arasında durduğunda, olanı taşır. Zaman burada ardışık yaşanır. Geçmiş tutulur, gelecek öngörülür, şimdi açıklanır. Olan, bilincin sırtına yüklenir. Hayat bu noktada bir taşıma hâline gelir. İnsan, yaşadığını sandığı şeyi aslında taşır.

Bilinç zamansızlıkta, yani kendi yerinde bulunduğunda ise olanı seyreder. Fenomenler yine vardır; olaylar, düşünceler, duygular yine görünür. Fakat bilinç onların arasında değildir. Olan, bütüne ait bir akış olarak belirir. Burada zaman taşınmaz, seyredilir. Olan, bilincin sorumluluğu hâline gelmez. Hayat, anlatı olmaktan çıkar; doğrudan yaşantı hâline gelir.

Bu iki hâl arasında bir üçüncü durum yoktur. İnsan ya taşıyıcıdır ya da seyircidir. Ara bir konum, geçiş hâli ya da karma bir durum yoktur. Çünkü taşıma da seyir de bilincin konumunun doğal sonucudur. Bilinç zamana yaslanıyorsa taşıma vardır. Bilinç yerinde duruyorsa seyir vardır.

Bu yüzden mesele insanın ne yaptığı, ne yaşadığı ya da neyle karşılaştığı değildir. Aynı hayat, aynı olaylar, aynı koşullar; fakat yaşanan şey bütünüyle farklıdır. Fark, bilincin nerede durduğunda ortaya çıkar.

İnsan için hayat, iki hâlden ibarettir:

Ya olanı taşır

ya olanı seyreder.

Üçüncü bir şık yoktur.

Mahmut Turut

2026

bottom of page