Tikellerle Aranıza Bilinç Mesafesi Koyun

İnsan çoğu zaman tikel olanın içinde kaybolur. Bir olay, bir söz, bir davranış, bir düşünce ya da bir duygu ortaya çıkar; bilinç hemen ona yapışır. O anda tikel olan, bütünü örter ve kişi yaşadığı parçayı mutlak gerçek gibi algılar. İşte yükün zemini burada oluşur.
Oysa sorun tikellerin varlığı değildir. Tikel olan hayatın doğal açılımıdır. Sorun, tikeli merkez yapmak ve onunla özdeşleşmektir. Bir olayı sadece bir olay olarak görmek yerine, onu benliğin merkezi hâline getirmek yük üretir. Çünkü parça, bütünün yerini aldığında bilinç daralır.
Bu nedenle tikellerle araya konulması gereken şey kaçış değil, bilinç mesafesidir. Bu mesafe, tikeli reddetmek için değil; onu olduğu yerde görebilmek içindir. Mesafe olduğunda insan tikel olanı yaşar ama onun içinde kaybolmaz. Olay olur, duygu gelir, düşünce belirir; fakat bilinç bunları merkez yapmadan görebilir.
Bu yüzden denebilir ki: Tikellerden uzak durmak gerekmez; tikellerle özdeşleşmemek gerekir. Bilinç mesafesi, parçayı inkâr etmez; parçayı yerine koyar. Böylece tikel olan görülür, ama bütünü perdelemesine izin verilmez.
En yoğun hâliyle ifade şudur:
Tikeli görün, ama merkez yapmayın.
Mesafe, kaçmak için değil; doğru görmek içindir.