Toplumsal Düzen ve Bilincin Konumu -2

Bir hastanenin faaliyete geçebilmesi için birçok sürecin tamamlanması gerekir. Öncelikle bürokratik engellerin aşılması gerekir. Ardından bina belirli standartlara göre inşa edilir, tıbbi cihazlar temin edilir, personel seçilir ve her şey yerli yerine yerleştirilir. Bu süreçlerin tamamı bilgiye dayanır. Hafızada biriken deneyimler, teknik bilgiler ve kurallar bu sürecin temelini oluşturur.
Hastanenin günlük işleyişi de aynı şekilde bilgi ve kurallara dayanır. Doktorlar, hemşireler ve diğer çalışanlar belirli prosedürlere göre hareket eder. Herkesin aynı sistemi uygulaması sayesinde üretim ve hizmet devam eder. Bu durum bir arada yaşamanın getirdiği toplumsal düzenin bir parçasıdır.
Toplumsal düzen büyük ölçüde ortak kurallar sayesinde sürdürülebilir. Çünkü herkesin aynı farkındalık düzeyine sahip olmasını beklemek gerçekçi değildir. Bu nedenle kurumların işleyebilmesi için bilgi, deneyim ve kurallar gereklidir.
Bilinç yerinde olduğunda ise bu durum başka bir anlam kazanır. Bilincin yerinde olması toplumsal düzeni kurmak için gerekli bir şart değildir. Fabrikalar, hastaneler, binalar ve kurumlar bilincin parçada olduğu durumlarda da kurulabilir ve işleyebilir.
Bilincin yerinde olmasının asıl işlevi insanın kendi içinde kaybolmasını engellemektir. İnsan bilgi ve kurallar sayesinde üretim yapabilir; fakat bilinç yerinde değilse kurduğu sistemlerin içinde kaybolabilir, kimlikler ve değerlerle özdeşleşerek yük taşıyabilir.
Bilinç yerinde olduğunda ise insan yine aynı işleri yapabilir, aynı kurumları yönetebilir ve aynı düzenin içinde çalışabilir. Fakat bu süreçte yük üretmez ve yaptığı işlerle özdeşleşmez.
Bu nedenle denebilir ki:
Toplumsal düzen bilgi ve kurallarla kurulur.
Bilincin yerinde olması ise insanın o düzen içinde kaybolmasını engeller.
Kurumlar zihinle kurulur; fakat insanın iç dengesi çoğu zaman bilincin konumuyla korunur.
Mahmut Turut 2026