Yükün Kaynağı Çatışma Değil, Özdeşleşmedir

İnsan hayatın içinde sürekli olaylarla karşılaşır. Bir söz duyulur, bir davranış görülür, bir durum ortaya çıkar. Bunların hepsi birer fenomendir. Olan olur ve akış devam eder.
Fakat insan yalnızca olanı yaşamaz. Zihin devreye girer ve her olayın yanına bir “olması gereken” ekler. “Böyle olmamalıydı”, “bu daha farklı olmalıydı”, “bu bana yapılmamalıydı” gibi düşünceler ortaya çıkar. Bu noktada iki ayrı alan oluşur: olan ve olması gereken.
Bu iki alan her zaman örtüşmez. Hayat çoğu zaman zihnin kurduğu beklentilere göre akmaz ve bu durum bir çatışma oluşturur. Ancak burada önemli bir yanılgı vardır. İnsan yaşadığı yükün bu çatışmadan kaynaklandığını zanneder.
Oysa çatışma tek başına yük oluşturmaz. Yük, bu çatışmaya tutunulduğunda ortaya çıkar. Zihin “olması gerekeni” üretir ve bu doğaldır. Fakat kişi bu üretimi fark etmez ve onunla özdeşleşirse, bu düşünce artık sadece bir düşünce olmaktan çıkar, kişinin gerçeği haline gelir.
Bu durumda kişi sadece olayı yaşamaz, zihnin kurduğu kurguyu da yaşamaya başlar. Gerçek bu kurguya uymadığında içsel gerilim doğar. Kırgınlık, öfke ve hayal kırıklığı gibi duygular ortaya çıkar. Bunlar doğrudan olaydan değil, “olması gereken”e tutunmaktan kaynaklanır.
Aynı olay iki farklı insanda farklı şekilde yaşanabilir. Bir kişi sadece olanı görür ve hafiflik yaşar. Diğeri ise zihnin ürettiği anlamlarla birleşir ve yük taşır. Farkı oluşturan şey olay değil, özdeşleşmedir.
Bilinç yerinde olduğunda bu süreç görünür hale gelir. Kişi olanı ve zihnin ürettiği beklentiyi fark eder ve aralarındaki farkı görür. Bu fark edişle birlikte bir mesafe oluşur. Zihnin ürettiği ile kişi arasında bir boşluk açılır. Bu boşluk özgürlüktür.
Bu durumda çatışma hâlâ var olabilir, fakat taşınmaz. Çünkü kişi artık çatışmanın içinde değildir, onu görmektedir. Görülen şey yük olmaz, görülmeyen şey ise kolayca sahiplenilir ve ağırlaşır.
Bu nedenle mesele hayatın beklentilere uyması değildir. Mesele beklentinin fark edilmesidir.
Sonuç olarak olan ile olması gereken çatışabilir ve bu doğaldır. Fakat insanı yoran şey bu çatışma değil, bu çatışmayla özdeşleşmektir. Yükün kaynağı çatışma değil, özdeşleşmedir. İnsan bunu gördüğünde hayatın içinde kalır ama onun altında kalmaz.
Mahmut Turut 2025