top of page

Yükte Bilinç, Akışta Hayat

Yükte Bilinç, Akışta Hayat
00:00 / 01:04

Yükte bilinç vardır;

akışta hayat vardır.

Bu ayrım, bilincin varlığı ile hayatın yaşanışı arasındaki farkı açığa çıkarır.

Bilinç her iki durumda da mevcuttur.

Fakat bilinç, her zaman hayatta değildir.

Bilinç yükteyken, olan bitenle temas hâlindedir;

ama bu temas doğrudan değildir.

Olan geçmiştir, fakat izi taşınmaktadır.

Bilinç, yaşananı şimdi’de bırakmaz;

onu anlamlandırır, etiketler, zamana yayar.

Böylece bilinç aktiftir, meşguldür, doludur;

ama hayat, bu meşguliyetin içinde akmaz.

Yük hâlindeki bilinç, hayatı taşır.

Geçmişi hatıra olarak,

geleceği beklenti olarak,

şimdiyi ise arada sıkışmış bir an olarak yaşar.

Bu yaşantı gerçektir;

fakat canlı değildir.

Çünkü canlılık, akışta olur.

Akışta ise bilinç geri çekilir.

Geri çekilen bilinç kaybolmaz;

merkez olmaktan vazgeçer.

Olan olur ve biter.

Fenomen görünür, yaşanır ve geçer.

İz tutulmaz, yük birikmez.

İşte bu noktada hayat başlar.

Hayat, düşünülerek yaşanan bir şey değildir.

Hayat, akarken yaşanır.

Akışta bilinç vardır;

ama bilinç hayatın önüne geçmez.

Bilinç tanıklık eder,

hayat gerçekleşir.

Bu nedenle yükte bilinç,

akışta hayat vardır demek;

bilinci reddetmek değil,

bilinci yerine koymaktır.

Bilinç yerinde değilse hayat taşınır.

Bilinç yerindeyse hayat yaşanır.

Sonuç olarak:

Yük, bilincin yanlış yerde durmasının sonucudur.

Akış, varoluşun kendisidir.

Bilinç yükteyken vardır;

ama hayat, ancak akışta vardır.

Mahmut Turut-2026

bottom of page