top of page

Yaşam Akıştır, Yük ise akışa Sonradan Eklenen Bir Yorumdur

Yaşam Akıştır, Yük ise akışa Sonradan Eklenen Bir Yorumdur
00:00 / 01:04

Yaşam akıştır. Akış; kendiliğinden olan, durdurulmayan, açıklama istemeyen bir oluş hâlidir. Nefesin alınıp verilmesi, bedenin hareketi, duyuların çalışması, düşüncenin belirmesi… Bunların hiçbiri ayrı ayrı yapılmaz; hepsi akışın içinde olur. Yaşam, bu olanların toplamı değil, bu olmanın kesintisiz hâlidir.

Akışta ağırlık yoktur. Akış, taşınmaz. Olan olur ve geçer. Duygu gelir, beden tepki verir, durum değişir. Akış, hiçbirini tutmaz. Tutma başladığı anda yaşam akış olmaktan çıkar; zamanın içine çekilir. İşte yük burada ortaya çıkar.

Yük, yaşanan şey değildir. Yük, yaşanana sonradan eklenen yorumdur. “Bu bana neden oldu?”, “Bunun anlamı ne?”, “Bu hep böyle mi olacak?” gibi sorular, akışı durdurur. Fenomen artık yalnızca görünen değildir; geçmişle bağlanır, gelecekle uzatılır, kimlik hâline getirilir. Yorum çoğaldıkça akış görünmez olur.

Aynı olay, aynı duygu, aynı beden hâli… Bilincin konumu değiştiğinde bambaşka bir deneyime dönüşür. Bilinç yerinde ise olan yeterlidir. Yorum düşer, akış görünür. Bilinç zamanda ise olan yetmez. Yorum başlar, yük oluşur. Fark olayda değil; bilincin durduğu yerdedir.

Bu yüzden yük, yaşamın kaçınılmaz bir parçası değildir. Yaşam akıştır; yük, akışın üstüne eklenmiş bir katmandır. Akış bozulmaz, yalnızca örtülür. Örtü kalktığında yaşam olduğu gibi görünür: sade, hafif ve kendiliğinden.

Yükten kurtulmak bir mücadele değildir. Çünkü yük, akışın içinde hiç olmamıştır. Görülmesi gereken şey şudur: ağır olan yaşam değil, yaşama eklenen yorumdur. Yorum düştüğünde akış kalır. Ve akış, zaten yaşamın ta kendisidir.

Mahmut Turut

5 Şubat 2026

bottom of page