top of page

Yardım, çoğu zaman parçalı bilinci besler

Günümüzde “yardım” diye adlandırdığımız şeylerin büyük kısmı, doğrudan parçalı bilince yöneliktir. Para, eşya, imkân, statü, destek, teşvik… Bunların hepsi, kişinin içinde bulunduğu bilinci dönüştürmez; aksine o bilincin içinde daha rahat kalmasını sağlar. Yükü ortadan kaldırmaz, yalnızca taşınabilir hâle getirir. Bu yüzden yardım arttıkça farkındalık artmaz; çoğu zaman gecikir.

Çünkü farkındalık verilebilen bir şey değildir. Bilincin kendi yerini fark etmesi, dışarıdan eklenen hiçbir unsurla gerçekleşmez. Yardım dediğimiz şeyler ise daima dışarıdan gelir. Dışarıdan gelen her şey, bilinci yine dışarıya bağlar. Kişi, sahip olduklarının miktarı arttıkça, bilincini daha çok o sahip olunanlara dayandırır. Böylece parçalı bilinç pekişir.

Parçalı bilinç, eksiklik duygusuyla yaşar. Yardım bu eksikliği geçici olarak kapattığında, kişi rahatlar ama uyanmaz. Rahatlama, farkındalığın düşmanıdır. Çünkü kişi artık “bir sorun yok” hissiyle yaşar. Oysa farkındalık, genellikle rahatlıkta değil; yükün görünür hâle geldiği eşiklerde doğar. Yük hafifletildiğinde, o eşiğe gelme ihtiyacı ortadan kalkar.

Bu yüzden birçok yardım, iyi niyetli olsa bile, kişinin kendiyle yüzleşmesini geciktirir. Kendi bilincinin konumunu görmesi gereken yerde, kişi yeni dayanaklar edinir. Daha çok şeye tutunur, daha çok şeyi korur, daha çok şey taşır. Yardım arttıkça yük azalmaz; yalnızca daha konforlu taşınır.

Buradaki mesele yardımı tamamen reddetmek değildir; yardımı doğru yerde görmektir. Parçalı bilinçte yapılan her yardım, ancak parçalı bilinci iyileştirir; bütünsel bilince kapı açmaz. Çünkü bütünsel bilinç, sahip olmakla değil; bırakmakla mümkündür. Sahip olunanların artması, bilinci yere getirmez; bilinci yere bağlar.

Bu nedenle şu soru kaçınılmazdır:

Biz gerçekten yardım mı ediyoruz, yoksa kişinin uyanışını mı erteliyoruz?

Kişinin farkındalığına katkı sunmayan her yardım, kısa vadede fayda gibi görünse de uzun vadede zarar üretir. Çünkü yük hafifler ama düşmez. Yük düşmediği sürece, bilinç yerini fark etmez. Ve bilinç yerini fark etmedikçe, kişi yaşamı yaşamaz; yalnızca daha iyi şartlarda taşır.

Belki de gerçek

yardım, bir şey vermek değil; bir şey vermemeye cesaret etmektir. Kişinin, kendi bilincinin yükünü görmesine alan açmaktır. Çünkü insanı özgürleştiren, sahip olduklarının artması değil; taşıdıklarının fark edilmesidir.

Mahmut Turut-2026

bottom of page