Zamanla Kurulan İlişki ve Yaşama Biçimi

Zamanla kurulan ilişki, nasıl yaşayacağımızı ortaya koyar.
İnsan zamandadır; fakat her insan zamanı aynı şekilde yaşamaz. Çünkü belirleyici olan zamanın kendisi değil, bilincin zamanla kurduğu ilişkidir. Bu ilişki, hayatın yük mü yoksa seyir mi olacağını belirler. Yaşamın niteliği, dış koşullardan değil; bilincin zamana nasıl durduğundan doğar.
Zamanla özdeşleşen bilinç, yaşamı taşır. Geçmiş pişmanlık olarak, gelecek kaygı olarak yaşanır. Şimdi ise ya telafi alanı ya da güvenlik noktası hâline gelir. Bu durumda bilinç, zamanı seyretmez; zaman bilincin sırtına biner. Yaşamak, olanı deneyimlemek değil; olanı taşımak olur. Hayat, yükle birlikte yürütülen bir sürece dönüşür.
Zamanla ilişki çözüldüğünde ise yaşamın yönü değişir. Zaman hâlâ akar, olaylar hâlâ olur, eylem devam eder. Ancak bilinç, bu akışa tutunmaz. Olanı yaşar ama sahiplenmez. Bu durumda zaman baskı kurmaz; sadece bir akış olarak belirir. Bilinç, zamandaki görüntüyü bütünden bakarak seyreder.
Bu seyir, hayattan kopuş değildir. Aksine, hayatla en yalın temas hâlidir. Çünkü yük kalktığında, yaşam ilk kez olduğu gibi yaşanır. Tepkiler azalır, yargılar çözülür, eylem zorunluluktan değil uyumdan doğar. İnsan, olması gerekeni düşünerek değil; olanla çelişmeden hareket eder.
Zamanla kurulan ilişki değiştiğinde:
•Aynı olay yük de olabilir, seyir de
•Aynı bilgi baskı da kurabilir, açıklık da
•Aynı yaşam ağır da olabilir, hafif de
Bu nedenle metafizik, zamanı düzenleme öğretisi değildir. Metafizik, bilinci yerine çağırma işidir. Bilinç yerinde olduğunda, zamanla kurulan ilişki kendiliğinden çözülür. Çözüm bir çaba değil, bir fark ediştir.
Sonuç olarak:
Hayat bize ne olduğu kadar,
zamana nasıl durduğumuzdur.
Ve insan, zamanı taşımayı bıraktığında,
yaşam kendini olduğu gibi açar.
Mahmut Turut – 2026