Zamansızlıkta olmak, bilincin fenomenle özdeşleşme imkânını ortadan kaldırır.

Çünkü özdeşleşme yalnızca zaman içinde mümkündür.
Fenomen; oluş, değişim, başlangıç–bitiş ve ardışıklık barındırır. Yani fenomenin ontolojik zemini zamandır. Bilinç zamanın içine düştüğü anda, fenomenle yan yana gelmez; onunla birlikte hareket etmeye başlar. Bu birlikte hareket etme hâli, fark edilmeden özdeşleşmeye dönüşür. Kişi artık fenomeni seyretmez; fenomenin içinden konuşur, tepki verir, yüklenir.
Zamansızlıkta duran bilinç ise fenomenle temas etmez demek değildir; fakat bu temas ayna ilişkisigibidir, karışma değildir. Zamansızlık, fenomenin dışı değil; onun üst konumudur. Oradan bakıldığında fenomen bir “olay” değil, bir “açılım” olarak görünür. Açılım ise yük üretmez; çünkü sahiplenilmez.
Bu nedenle bilinç zamansızlıkta iken:
•Fenomenle özdeşleşemez,
•Fenomeni merkez yapamaz,
•Fenomeni “olması gereken”le kıyaslayamaz,
•Fenomen üzerinden benlik kuramaz.
Özdeşleşme imkânının ortadan kalkması, bir çabayla olmaz; konum değişimiyle olur. Bilinç yerini hatırladığında, fenomenle özdeşleşecek bir zemin kalmaz. Çünkü özdeşleşme, bilincin unutkanlığıdır; zamansızlık ise hatırlayıştır.
Bu yüzden metafizik düzlemde özgürlük, fenomeni değiştirmek ya da yönetmek değildir.
Özgürlük, fenomenle karışamayacak bir yerde durabilmektir.
Mahmut Turut – 2026