top of page

Zihin Merkez Olduğunda Bilinç Nereye Gider?

Zihin Merkez Olduğunda Bilinç Nereye Gider?
00:00 / 01:04

İnsan hayatında zihin sürekli çalışır. Düşünceler üretir, planlar yapar, anlamlar kurar ve yaşanan olayları yorumlar. Bu onun doğal işidir. Hayatın içinde üretmek, karar almak ve düzen kurmak zihnin işleyişiyle mümkündür.

Fakat insanın yaşadığı psikolojik durum, zihnin çalışmasından değil, zihnin merkez olup olmamasından etkilenir.

Zihin merkez olduğunda bilinç geri planda kalır. Bu durum bilinç yok oldu demek değildir; fakat görme işlevi aktif değildir. İnsan yaşadığı düşünceleri, duyguları ve yorumları fark etmeden onların içinde kalır. Bir düşünce gelir ve kişi o düşüncenin içinden konuşur. Bir duygu oluşur ve kişi o duygunun kendisi haline gelir.

İşte bu noktada bilinç parçada konumlanır.

Parça; zihnin ürettiği bir düşünce, bir duygu, bir kimlik ya da bir değer olabilir. Bilinç bu parçanın içinde konumlandığında artık o parçayı göremez. Onu yaşayan, onun içinden hareket eden bir hale gelir.

Bu durumda özdeşleşme ortaya çıkar. İnsan düşündüğü şey olur, hissettiği şey olur, savunduğu şey olur. Ve bu özdeşleşme zamanla psikolojik yük üretir. Çünkü kişi artık yalnızca yaşamaz; aynı zamanda korur, savunur ve kaybetmekten korkar.

Fakat bilinç yerinde olduğunda durum tamamen değişir.

Zihin yine çalışır, düşünceler yine ortaya çıkar, duygular yine oluşur. Fakat bilinç bunları görür. Görülen şey ile özdeşleşme olmaz. İnsan düşündüğünü görür ama düşünce olmaz. Duyguyu yaşar ama duygunun içinde kaybolmaz.

Bu nedenle mesele zihni susturmak değildir. Mesele zihnin merkez olup olmamasıdır.

Zihin merkez olduğunda bilinç parçada kalır ve özdeşleşme başlar.

Bilinç yerinde olduğunda ise zihin üretmeye devam eder, fakat yük oluşmaz.

İnsan hayatındaki temel fark da burada ortaya çıkar:

Zihin üretir.

Bilinç görür.

Görme varsa yük oluşmaz.

Mahmut Turut 2025

bottom of page