Zihnin Ürettiklerine Olan Gibi Bakmak

Zihin düşünce üretir.
Bu üretim durmaz.
Durması da gerekmez.
Bir düşünce oluştuğunda,
eğer ona:
•yorum eklenmezse
•anlam yüklenmezse
•doğru–yanlış denmezse
•“ben” yapılmazsa
o düşünce de
tıpkı bir ses gibi,
tıpkı bir görüntü gibi
fenomen olarak kalır.
Sorun düşüncenin varlığı değildir.
Sorun düşüncenin
özel bir statü kazanmasıdır.
Dışarıdaki bir görüntüye:
•“Bu sadece görünen” diye bakıp
geçebiliyorsak,
zihindeki bir düşünceye de:
•“Bu sadece beliren” diye bakabiliriz.
Bu bakışta:
•düşünce yönlendirmez
•karar vermez
•merkez olmaz
Çünkü merkez olmak,
ancak tutulduğunda mümkündür.
Yorumlamak,
anlamlandırmak,
hikâye kurmak
tutmaktır.
Tutulan düşünce yük olur.
Tutulmayan düşünce akışta erir.
Bilinç,
zihnin ürettiklerini de
olan gibi seyrettiğinde:
•iç–dış ayrımı kalkar
•zaman baskısı çözülür
•gizli merkez dağılır
Ve hayat yine bütünde kalır.
Bu hâlde:
•zihin çalışır
•bilgi gerektiğinde üretilir
•ama bilgi hayatın yerine geçmez
Çünkü bilinç hâlâ evdedir.
Sonuç çok sade:
Zihnin oluşturduklarına da
olan gibi bakıldığında,
yorumlanmadığında,
anlamlandırılmadığında
dış fenomenle iç fenomen arasında
hiçbir fark kalmaz.
İkisi de gelir.
İkisi de geçer.
İkisi de merkez olmaz.
Ve merkez olmayan hiçbir şey
yük olamaz.
Hayat,
bu bakışta
kendiliğinden seyir olur.
Mahmut Turut-2026